Her akademik
çalışmada “tarafsızlık” meselesi gündeme getirilir. Hemen belirtelim ki, biz
inanç ve lisan meselesinde tarafız. Hislerimizle ve mensubiyetimizle hem
inancımızdan yanayız hem de Türkçemizden tarafız. Zira biz hem Müslümanız ve
hem de Türkçe konuşuyoruz. Bilindiği gibi dil, sadece anlık iletişim temin
etmez. Aynı zamanda dil, milletimizin binlerce yıldır kazanmış olduğu
müktesebatın bize intikalini temin eden önemli, vazgeçilmez ve temel bir
vasıtadır. Kelimeler milletlerin mevcudiyetini ve devamlılığını mümkün kılar.
Zaman ve mekân farklılığıyla ortaya çıkan yeni ihtiyaçlar sebebiyle dilimize
yeni kelime ve kavramlar/mefhumlar girebilir/girmiştir/girecektir. Bundan
kaçınılamaz. Zaman ve mekân değişikliği, atalarımızın binlerce yıl oluşturduğu kültürel
müktesebatıyla irtibatımızı kesmemizi asla icap ettirmez/ettirmemelidir.
Ecdadımızın müktesebatından faydalanarak istikbal inşa etmek en makul yol
olarak görülmelidir.