Muhyiddin İbnü’l Arabî’de Ahlâk
Tasavvuf tarihindeki merkezi konumu, görüşlerindeki zenginlik ve derinlik, bütün bir tasavvuf tarihinde hissedilen etkileri, kendisini sadece yaşadığı çağ için değil tüm İslâm tarihi için öncü ve rehber bir noktaya yükseltmiştir. İbnü’l-Arabî herhangi bir âlemi, hâli, mertebeyi ya da ilâhî bir hükmü açıklamaya çalıştığında önce onun görünümlerini de açıklar ve daha önemlisi ona bir isim verir. Bu sebepten sûfî muhakkikler nazarında İbnü’l-Arabî, tasavvuf dilinin ve terimlerinin kutbudur. Özellikle Fütûhât-ı Mekkiyye adlı büyük eserinde işlediği her konuyu ilâhî isimlerle ilişkilendirerek kapsamlı bir sistem ortaya koymuştur.
Bu çalışma, İbnü’l-Arabî’nin varlık anlayışı çerçevesinde Esmâ-i İlâhiyye ile ahlâk ve ahlâklanma süreci arasındaki metafizik ilişkiyi ele almaktadır. İbnü’l-Arabî’ye göre Mutlak Varlık yalnızca Hak’tır ve tüm mümkînât, bu mutlak Varlık’ın zuhûr mertebelerinde tecellî eden isim ve sıfatlarının sûretidir. Bu bağlamda insan, ilâhî isimlerin en camî mazharı olarak kâinatta ilâhî hakîkatin en yüksek temsilcisi konumundadır. Ahlâk, bu tecellîlerin insan nefsinde idrak edilip fiile dönüşmesiyle meydana gelir. İlâhî isimlerin insânda tezahürü, ahlâkî kemâlin temelini oluşturur. “Ahlâklanma”, İbnü’l-Arabî için sadece bireysel veya sosyal bir davranış hâli değil varlığın derûnunda yer alan hakîkatin ontolojik olarak insanda tahakkuk etmesidir. Bu süreç, nefsin ilâhî hakîkatler ile saflaşarak insân-ı kâmile doğru yol almasıyla ve böylece kalbin Hak Teâlâ’nın “nazargâh-ı ilâhî”sine dönüşerek kulun gerçek saâdete erişmesi ile neticelenir.
| Kitap Özellikleri | |
| Basım Tarihi | 2026 |
| Sayfa | 388 |
| Dil | Türkçe |
| Ölçü | 16,5x24cm |
| Kağıt | 2. Hamur |
